Sosyal Girişimcilik Üzerine


Yeni Bir Yöntem Olarak Sosyal Girişimcilik:

Dünya ve Türkiye’deki Örnek Uygulamalar

Yusuf kaya

Bu çalışmada, sosyal girişimcilik konusu incelenmektedir. Sosyal girişimcilik, modern Dünya’nın temel sorunu olan tüketimin açtığı yaraları kapatmanın en iyi yollarından biridir. Girişimciliğin temel ilkelerinin yeniden ele alınması ve sosyal faydayı gözetmesini içeren bu yeni yöntemin çok çeşitli örnekleri mevcuttur. Çalışmada incelenen örneklerden bazıları mikro kredi ve hibeler gibi finansal araçlarla kalkınmaya destek olurlarken, diğerleri çeşitli dezavantajlı grupların ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çalışmalarla amaçlarına yönelmişlerdir. Sosyal girişimcilik, az gelişmiş ülkelerde gelişmiş ülke temsilcileri vasıtasıyla ve gelişmekte olan ülkelerde öz insan kaynağı ile yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu çalışmanın sonucunda sosyal girişimciliğin çerçevesinin ülkemizde de oluşturulması, konuyla ilgili mevzuat oluşturma çabalarında kurumlara yol gösterilmesi hedeflenmektedir.

Anahtar kelimeler: sivil toplum kuruluşu, sosyal girişimcilik, girişimcilik

Social entrepreneurship as a new method:

Samples in World and Turkey

On this study, social entrepreneurship issue is reviewed.This is one of the best method to overcome the conclusions of consumption which is one of the fundamental cases of contemporary World. There are varies of samples on this new method having handled the basic principles of entrepreneurship and considered the social benefit. The samples reviewed on the study, some are financial instruments such as micro-credit and grants supporting development and some are innovative studies focusing on the needs of disadvantaged groups are led to these aims.Social entrepreneurship have begun to spread out with ambassadors of developed countries in less developed countries and with native human source in developing counttries.In the end of this study, building up the framework of social entrepreneurship in our country and guiding the organizations adjusting a regulation about this issue are aimed.

Keywords:Non-governmental organizations, social entrepreneurship,entrepereneurship


Giriş

Bu çalışmanın temelini oluşturan sosyal girişimcilik kavramının hali hazırda genel kabul görmüş bir tanımının bulunmaması nedeniyle kavramı açıklarken girişimcilik ve sivil toplum kuruluşlarından(STK) da bahsetme gereksinimi oluşmaktadır. Çalışmada incelediğim bu kavramların arasında belirgin farklar olduğu göze çarpacaktır. Bu nedenle sosyal girişimciliği gri bir alan olarak nitelemek daha doğru olur.


Girişimcilik kavramı, gerek işletme gerekse iktisat biliminde uzunca bir süredir kullanılmaktadır. Fransız iktisatçı J.B. Say’dan itibaren, girişimcilik dördüncü üretim faktörü olarak genel kabul görmüştür. Konu, Schumpeter’in dinamik girişimcilik kavramıyla daha büyük bir önem kazanmıştır. Schumpeter dinamik girişimciyi; yeni tedarik kaynakları, yeni satış piyasaları, yeni ürünler, yeni süreçler ve yeni organizasyon şekillerini uygulayarak eskiyi yeni ile ikame eden, kısaca sürekli bir yenilik (inovasyon) süreci içinde eskiyi terk edip daha etkin yeni yolları ve yöntemleri devreye sokarak (yıkıcı yaratıcılık) yaşayan kişiler olarak tanımlamış ve bu kişilerin ekonomik büyümenin en önemli aktörü olduğunu iddia etmiştir (Müftüoğlu ve Durukan, 2004).


Girişimci, ihtiyaçları karşılamak üzere iktisadi mal ve hizmet üretiminin gerçekleştirilebilmesi için üretim faktörlerini bir araya getiren kişi olarak tanımlanabilir (Karalar, 2001: 13). Diğer bir tanımda ise girişimciler; risk ve belirsizlik ortamında yeni iş imkanlarını üretebilmenin yanında fırsatları ve kaynakları, kazancı artırmak ve büyüyebilmek için kullanabilen kişiler olarak ifade edilmektedir (Akt. Şengel,Salim - Bozgeyik, 2005).


STK’ları geniş anlamıyla kamusal alanda çalışan ancak devlet örgütlenmesi içinde bulunmayan kurumsal yapılar olarak niteleyebiliriz. “Sivil toplum kuruluşunun (STK) tanımı, gönüllü üyeliğe dayalı ve topluma hizmete ve siyaseti etkilemeye yönelik resmi olmayan örgütlenmeler olarak sadeleştirilebilir. Bu siyasi etkinin boyutları ise, çok farklı olabilmekte; küresel, uluslararası, ulusal, bölgesel, yerel ve hatta yakın çevre düzeyi (mahalle sorunları, iş yeri konuları, apartman yönetimi v.s).” (AB Uyum Süreci ve STK’lar 2004: 35-36). Daha fonksiyonel bir tanımlama yapmak gerekirse ‘Sivil toplumun taşıyıcıları olarak örgütlü ve kurumsal yüzünü oluşturan sivil toplum kuruluşlarının temel niteliği; yurttaşların farklı siyasal, toplumsal, insani kültürel vb. ihtiyaç ve çıkarlarını gerçekleştirmek üzere gönüllü olarak bir araya gelerek kurdukları kuruluşlar olmalarıdır. Sivil toplum kuruluşları, demokrasi kültürünü besleyen sivil değerlerin (saygı, tolerans, karşılıklılık vb.) inşasına katkıda bulunan temel aktörlerdir. Kamusal alanın mikro dünyaları olan sivil toplum kuruluşlarında alınan kararların kolektif hale getirilmesi yoluyla demokratik meşruiyetin temeli de sağlanmış olur (Erdoğan Tosun, 2000:54).


Tanımlardan da anlaşılacağı gibi girişimciler iktisadi kar elde etmek ve bu sayede dünyevi ihtiyaçlarını karşılamak için girişimcilik yapan kişilerdir. Çalışmalarının odağında iktisadi değerler yatar. Yine tanımından da anlaşılacağı gibi kar amacı gütmeyen STK’lar ise iktisadi sorunları da içine alan geniş yelpazedeki sosyal sorunların çözümünde inisiyatif alarak toplumun en zayıf halkası ile birlikte gelişmesini sağlamayı amaçlar. Temel değer yargısı olarak sevgi ve saygıyı (insan, doğa, hayvan, çevre vb. karşı) merkeze alır. STK’ların temel aracı ise kurumsal ve bireysel bağışlar ile gönüllü insan kaynağıdır. Böylelikle yapılan işlerin maliyeti sıfıra inmekle birlikte yapılacak işlerin sürekliliği de bağışçıların merhametine bırakılmaktadır.


Sosyal girişimciler ise, sadece dünyevi ihtiyaçlarını karşılamak için değil, aynı zamanda dünyanın ihtiyaçlarını karşılamak için girişimcilik yapan kişilerdir. Sosyal girişimcilerin amacı toplumsal sorunlara sürdürülebilir çözümler üretmektir. Sivil toplum kuruluşları gibi temelde sosyal bir amaca sahip olan ama bu amacı gerçekleştirirken stratejisini şirketlerin iş yapma becerileri, bilgi ve tecrübeleri üzerine kuran ve sürdürülebilirlik, verimlilik(kar elde etme ve artı değer üretme) ve etkinliği hedefleyen organizasyonlardır.

STK’ları sosyal girişimlerden ayıran kavramlar yenilikçi ve sürdürülebilir olmasıdır.

Dr.Arguden bu konudaki görüşlerini şu şekilde açıklamaktadır: ‘Sosyal girişimciliğin başarısı bağışçıların iyi niyetine veya bütçelerine bağlı değildir. Çünkü sosyal girişimcilik, girişimci dürtüsüyle sürekli yenilikçilik peşinde koşulmasını, paydaşlarına sağladığı fayda ile ölçeğin büyütülebilmesini, ve farklı ortamlarda tekrarlanabilen kârlı bir iş modeli oluşturabilmesini içerir. Sosyal girişimciler paydaşlarına hissedar, çalışan ve müşteri olarak söz hakkı verirler. Tüm paydaşları için kazan-kazan ilişkileri kurarak girişimin gelişimini teminat altına alırlar. Böylelikle çözümün daha etkin ve yaygın olmasını sağlarlar.’


Bir diğer sosyal girişim tanımı ise Ashoka’nın kurucusu Bill Drayton tarafından şu şekilde yapılmaktadır: ‘Geleneksel iş dünyası girişimcilerinden farklı olarak, sosyal girişimciler temelde kar sağlamaktan çok “sosyal fayda” yaratma peşindedirler. Ve birçok kar amacı gütmeyen oluşumlardan da farklı olarak, yaptıkları iş dar açılı ve geçici süreli çözüm üretmeye yönelik değil, daha kapsamlı ve uzun vadeli işlerdir. Bu noktada, sosyal girişimciler odaklandıkları iş bakımından hem kar amacı güden girişimcilerden hem de kar amacı gütmeyen oluşumlardan (sivil toplum kuruluşları, vakıflar, kooperatifler vb.) ayrılmaktadır.’

Çalışmanın bu kısmında, sosyal girişimciliği somut bir düzleme oturtabilmek adına yaşamsal örneklerinden bazıları aşağıda yer almaktadır.


Fazle Abed(Bangladeş),dünyanın en büyük sivil toplum kuruluşunun kurucusudur. Bu kuruluşun 30 binin üzerinde çalışanı vardır. Abed, eğitim, sağlık, sosyal ve mali işler konusunda yeni fikirlerin ortaya çıkmasına öncülük etmiştir. Ayrıca yerel kalkınma için bölge insanlarına yetki ve ihtiyacı olan milyonlarca kişiye de hizmet vermiş; “Yoksulluğun gücünü organize etmiştir.” Çalışmaları başka ülkeler tarafından süratle örnek alınmış, modeli bütün dünyaya yayılmıştır. Fazla Abed, çalışmalarının yaygınlaşması için birçok eğitim programı uygulamakta ve kitap yayınlamaktadır (www.brac.net).


Peter Eigen(Almanya),1993 yılında kurulan Toplumsal Saydamlık Hareketi’ nin kurucusudur. Eigen, yolsuzluğa karşı verilen mücadelenin küresel lideridir. Yolsuzluğun kişisel değil sistemle ilgili bir sorun olduğundan yola çıkarak çeşitli araştırma yöntemleri geliştirdi. Böylelikle programını her seviyedeki insanın anlayıp takip edebilmesini mümkün kıldı. Onun liderliği sayesinde sistemin yerelden küresele doğru değişmesini takip etmek ve yönlendirmek mümkün olabiliyor (www.transparency.org).


Oded Grajew (Brezilya), Dünya Sosyal Forumunun kurucusudur. Kâr amacı gütmeyen 80 bin kuruluşun katıldığı bu forum dünyada kapitalizme karşı alternatif bir çözüm önerisi oluşturmayı amaçlamaktadır. Grajew, küreselleşen dünyada tek seçeneğin kapitalizm olamayacağını düşünen ve bu konuda çözüm üretmek isteyen kişi ve kuruluşların güç birliği yaptığı uluslararası bir platform oluşturmuştur. Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’na alternatif oluşturmak üzere çalışmalar yapılmaktadır. Dünya Sosyal Forumu, alternatif bir dünyanın nasıl mümkün olabileceğine ilişkin düşünceleri ve entelektüel sermayeyi geliştirmeyi hedefliyor. Neo-liberal küreselleşmenin, dünyamızda yarattığı derin tahribata karşı etkin bir direnme örgütlüyor. Oded Grajew, aynı zamanda başkanı olduğu Ethos İş Dünyası Sosyal Sorumluluk Enstitüsü’nü de kurmuştur (www.worldforum.org).

Jeroo Billimoria(Hindistan), Hindistan’da büyük bir problem olan sokak çocukları için yine sokak çocukları tarafından yönetilen bir bedava yardım hattı kurmuştur. Şu anda 58 şehirde servis veren ve gittikçe yayılan bu sistem, çocukların sadece bir telefon numarası çevirerek 24 saat boyunca gerek polis gerekse sağlık desteği alabilmesini sağlıyor. Şu ana kadar 2 milyonun üstünde çağrı işleme alınmış durumdadır. Bu projenin 100 başka şehirde de başlaması hızlı bir şekilde uluslararası boyuta geçtiğini gösteriyor.


Tomasz Sadowski(Polonya), Polonya’da eski sistemden boş kalan devlet çiftliklerine evsizleri yerleştirip onların yaşadıkları çiftliklere sahip çıkmasını ve tarlaları ekip biçmelerini sağladı. Böylelikle hem boş kalan çiftliklerde tekrar üretim başlamış oldu hem de evsizler ev ve iş sahibi oldu.


Yukarıda farklı ülkelerde uygulanan bazı sosyal girişimcilik modelleri yer almaktadır. Bu örneklerde de görüldüğü gibi, sosyal girişimci balık tutmayı öğretmeyi değil, balıkçılık sistemine yeni çözüm önerileri getirmeyi amaçlamaktadır. Başka bir deyişle, var olan yapıyı değiştirerek, yeni ve yaratıcı çözümler bulup kabul edilecek hâle getirene kadar mücadele vermektedir. Toplumun tıkanmış noktalarını tespit edip onları dönüştürmeyi sağlayacak yeni fikirler geliştirmektedirler.


Sosyal girişimcilerin yarattığı devrim, toplumun kendini yapılandırma biçimini ve sosyal sorunlara yaklaşımını kökünden değiştirmektedir. Geçtiğimiz yıllarda kurulan Sosyal Girişimcilik Küresel Akademisi sosyal girişimciliğin dünyada gelişmesi ve dünyayı etkilemesi için çalışmalarını koordineli biçimde yürütmektedir. Sosyal girişimlerin yaygınlaşması için sosyal girişimcilerin bilgi ve tecrübelerini paylaştıkları bu akademi yeni sosyal girişimlerin filizlenmesini sağlamayı amaç edinmiştir.


Ülkemizde ve diğer ülkelerde karşılaştığımız sosyal girişimlerin odak noktalarının bulundukları konumlarda (kasaba, il, bölge, ülke vb.) ve ortamlarda, sosyo-ekonomik yapıya uygun çözümler uygulamaya çalıştıklarını göreceksiniz. Ülkemizde uygulanan bazı sosyal girişim örnekleri de aşağıda yer almaktadır.


Ömer Madra(Açık Radyo-94.9), haberin alternatif kanallarının olması gerektiğine inanarak insanların en doğal hakkının bilgiye ulaşmak olduğunu savundu. Bağımsız bir yayın organı kurmak için arkadaşları ile harekete geçti ve Açık Radyo’yu kurdu. 10 yıldır 700’den fazla gönüllü program yapımcısı ile çalıştı. Açık Radyo’da 2004’te “Radyona Sahip Çık” sloganıyla bir kampanya düzenlenmeye başlandı. Bu kampanya her yıl dinleyicisinin de desteğini alarak devam ediyor (www.acikradyo.com.tr).


İbrahim Betil(Toplum Gönüllüleri Vakfı), ticari girişimcilikteki birikimlerini sivil inisiyatif geliştirmek için kullanan İbrahim Betil, gençlere güvenilen, gençlerin yönetimde ve çözümde olduğu bir yapıya inandı. Bunun yanı sıra gençlerin ebeveyni yaşındakilerle birlikte çözüm üretmesinin bilgi ve tecrübe alışverişi açısından da önemli olduğunu savundu. Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG), sosyal girişimci gençler yetiştirirken onları hayata da hazırlıyor (www.tog.org.tr).


Güneşin Aydemir(Doğa Derneği), yaklaşık 12 yıldır çeşitli doğa koruma projelerinde ve sivil toplum kuruluşlarında gönüllü, yarı gönüllü ve profesyonel olarak destek veriyor. En son çalıştığı Doğal Hayatı Koruma Derneği’nden, yerele yayılmak ve konuyla ilgili bilgiyi daha çok insanla bağımsız bir platformda paylaşmak amacıyla 2002 yılında ayrıldı. Şu anda birçok kuruluşla, ulusal ve yerel düzeyde çalışmalar yürütüyor, tecrübelerini ve bakış açısını onlarla paylaşıyor. Amacı, Türkiye’de doğayı korumak için verilen mücadelede tarafların güçlerini birleştirerek ortak bir platformda güven içerisinde bilgilerini paylaşmalarını sağlamaktır (www.dogadernegi.org).


Mustafa Sarı(Doğa Gözcüleri Derneği), Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin sürdürülebilir bir şekilde avlanması için çalışma yapıyor. Dünyada sadece Van Gölü havzasında yaşayabilen nadir bir balık olan inci kefalinin neredeyse nesli tükeniyordu. Bu duruma yanlış avlanma ve Van Gölü etrafındaki köylülerin balıkçılık konusundaki yetersiz bilgileri neden olmuştu. 100. Yıl Üniversitesi’nde çalışan Prof. Dr. Mustafa Sarı önce üniversitede Gönüllü İnci Grubunu kurdu. Öğrencileriyle Van Gölü’nün etrafını dolaşıp orada balıkçılık yapan köylüler ile görüştü. Önceleri söyledikleri çok iyi anlaşılmadı, ama vazgeçmedi. Pazarda 5 kilosu 1 TL'ye satılan, fazlası çöpe atılan, boyu zamanla biraz daha küçülen balıkları gördükçe daha da hırslandı. Şimdi, kurduğu Doğa Gözcüleri Derneği ile çalışmalarına devam ediyor. Artık balık bollaştı. 9 köyden 6’sı Mustafa Hoca’nın ne demek istediğini anladı. O şimdi geri kalan 3 köyü ikna etmek için uğraşıyor (www.dogagozculeri.org).


Nasuh Mahruki(AKUT Arama Kurtarma Derneği), 1996 yılında dağcı arkadaşlarıyla kurduğu gönüllü arama kurtarma ekibiyle 1999 depremi sırasında çok önemli işler başardılar. Çalışmaları başka illerde birçok benzer organizasyonun kuruluş aşamasında model oldu. Şimdi hemen her ilde bir arama kurtarma ekibi görmek mümkün. Uluslararası alanda yaptıkları çalışmalar Türkiye’ye onur verdi. Hedeflerinden yılmadılar (www.akut.org.tr).


Nebahat Akkoç(Kadın Merkezi), 1997 yılında Kadın Merkezi’ni (KA-MER) kurdu. Kadınların aile içi şiddet konusunda acil ve kritik ihtiyaçlarına cevap verirken, aynı zamanda kadınların birer vatandaş, eş ve anne olarak haklarının farkındalığını arttırmasını amaçladı. Hâlen Diyarbakır başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 13 ilde kadın çalışması yapılıyor. Nebahat Akkoç, doğru bir yöntem ve ilişki tarzı ile yaklaşıldığında yöre kadınlarının çalışmaya sahip çıktığına inanıyor. Bu çalışmada destek verenler ile destek isteyenlerin eşit koşullarda bir iletişim içinde olması gerektiğine inanıyor. Akkoç, damdan düşmeyenin düşenin hâlinden anlayamayacağına dikkat çekiyor. Bu şekilde, kendi ayakları üzerinde durmayı başaran güçlü bir kadın hareketi yaratılmasının mümkün olacağına inanıyor (www.kamer.org.tr).


Nevin Eracar(Otistikler Derneği), psikolog olan Nevin Eracar, her zaman toplumdan uzaklarda bir yerlerde saklanan ve hatta toplum tarafından dışlanan zihinsel engelli çocukları yeni bir entegrasyon yöntemiyle eğiten ilk kişi oldu. Farklı doğan ve farklı hareket eden insanlarla bir arada yaşamanın yollarını topluma gösteren bu yaklaşımı uygulayarak sistematik 23 bir değişim yarattı. “Farklılıklar ile birlikte yaşamayı öğrenmek” olgusunu ilk önce otistik çocuklar ile yaptığı çalışmalarda hayata geçirdi. Spor / sanat ile tedavinin yanı sıra, farklı olanların topluma uyumunun sağlanmasının, birlikte yaşamayı öğrenmenin herkes için ideal olduğuna inanmaktadır. Bize göre farklı olan, kültürden kültüre değişmektedir. Bu farklılığı anlamaya çalışmak ve kabul etmek herkes için bir kazanç olacaktır. Eracar, “Birbirimizi ne kadar anlamaya çalışırsak kendimizi de o kadar geliştirmiş olacağız” diye düşünmektedir (www.otistiklerdernegi.org.tr).

Victor Ananias / Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Victor Ananias, Bodrum’da liseyi bitirdikten sonra bir yıl 9 Eylül Üniversitesi’nde okudu. Daha sonra çeşitli ülkeleri gezerek değişik kültürlerle tanıştı. Öğrendikleri doğrultusunda ekolojik yaşam kültürü konusunda çalışmaya başladı. 1992 yılında Bodrum’da Buğday Vejetaryen Restaurant’ı kurdu. 8 yıl boyunca burada ekolojik yaşam hakkında çeşitli sergiler, toplantılar düzenlendi. Çeşitli sivil toplum kuruluş- ları ile çalışmalar yaptı. 1998 yılından beri de Buğday Dergisi’ni çıkarmaktadır. Türkiye’de ilk defa iç pazara yönelik ekolojik tarım uygulamalarını gerçekleştirmeyi, alternatif pazarlama ve tanıtım stratejileri ile ekolojik yaşam kültürü bilinçlenmesini sağlamaya çalışmıştır ( www.bugday.org ). 2003 yılından beri de TA-TU-TA projesi ile organik tarım yapan çiftliklere gönüllü hizmet elamanı yetiştirmiş ve eko turizm yapmak isteyenlere yardımcı olmuştur.


Sonuç ve Değerlendirme

Sosyal girişimciler sistematik bir yaklaşımla sürdürülebilir bir sosyal değişimin gerçekleşmesini sağlar. Öncelikli olarak sosyal veya çevresel bir sorunun çözümüne odaklanmakla birlikte finansal olarak da değer yaratılmasını amaçlar. Yenilikçilik, paydaşlarından ve piyasadan aldıkları geri bildirimlerle öğrenme, ve iş modelinin sürekli iyileştirilmesi sosyal girişimlerin ortak paydalarıdır.

Sivil toplum kuruluşu çalışanları gibi sosyal sorunların çözümünde aktif rol alan sosyal girişimciler için şu ana dek yasal bir mevzuat hazırlanmış değildir. Bu nedenle çalışmalarını iktisadi şirket yapıları ya da STK olarak sürdürmektedirler. Ancak STK ve şirket mevzuatının kısıtlamalarının yanı sıra herhangi kolaylık sağlamıyor oluşu da büyük probleme neden olmaktadır. Bu çalışmada da örnekleri bulunan ve geleceği olumlu yönde değiştiren çalışmaların kanuni açıdan da desteklenmesi gerekmektedir. Dünya’yı tüketenler için her türlü düzenleme yapılırken Dünya’yı yeniden hayata döndüren sosyal girişimciler için de yasal düzenlemeler(vergi indirimleri, muafiyet vb.) bulunması gerekmektedir.


KAYNAKLAR

AB Uyum Süreci ve STK’lar (2004), Türkiye’de Sivil Toplum Kuruluşları Sempozyumu XIV, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul.

ERDOĞAN TOSUN Gülgün (2000) “Sivil Toplum Örgütleri İçinde Katılım ve Örgüt İçi Demokrasi”, Birikim Dergisi, sy:130, ss:52-60.

MÜFTÜOĞLU,T. DURUKAN, T, Girişimcilik ve KOBİ’ler, Gazi Kitabevi, Ankara. 2004.

www.siviltoplumakademisi.org.tr

www.sosyalgirisim.org/

www.ashoka.org

www.sogla.org.tr



19 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör