SU KITLIĞI KAPIMIZDA



SU KITLIĞI NEDİR?


Ailenizle bir Pazar günü gezmek için bir milli parkı ziyaret edebilirsiniz. Denize gidip bu sıcak havalarda serinleyebilir ve güneşlenebilirsiniz. Bir şelalenin karşısında limonatanızı yudumlarken keyifli sohbetler edebilirsiniz. Tüm bu etkinliklerin ortak noktası nedir? Elbette, su. Su, su.. Baktığımızda, her yerde var gibi görünüyor. Peki gerçekten böyle diyebilir miyiz? Dünyadaki toplam su miktarı yaklaşık 1,4 milyar kilometreküp civarındadır. Yeryüzünün %75’i okyanuslar tarafından tuzlu su ile kaplanmış olsa da toplam suyun sadece %2,5’i tatlı sudur.



Peki bizler tatlı suyu yalnızca içmek için mi kullanıyoruz?


Genel yargının aksine su, düşünebileceğiniz her sektörde çok fazla tüketilir. Genellikle tarımda (sulama), enerji sektöründe, sanayi sektöründe ve hanehalkı kullanımı ile tüketilmektedir. Küresel olarak su kaynaklarının yaklaşık %69’u tarımsal amaçlarla kullanılmaktadır. Bu miktarı %19 ile sanayi sektörü (enerji, ticari ve endüstriyel sektörler) ve %12 ile hanehalkı kullanımı izlemektedir.

Yoğun bir şekilde su tüketen bir diğer sektör ise et üretimi ve meşrubat endüstrisidir. Su Ayakizi Ağı’na¹ göre, tek bir fincan kahve yapmak için gerekli içeriklerin üretiminde yaklaşık 130 litre su kullanılmaktadır. Küresel otomotiv endüstrisi, çeşitli üretim süreçlerinde kullandığı için önemli miktarda su tüketen başka bir endüstridir. Bazı tahminlere göre, bir araba üretmek için 39 bin galondan fazla su tüketilmektedir. Uluslararası bir terim olan su kıtlığı, “tüm su kullanıcılarının, yürürlükteki kurumsal düzenlemeler çerçevesinde, suyun tedarikine veya kalitesine yönelik taleplerinin tam olarak karşılanamayacağı nokta” olarak tanımlanmaktadır. Su kıtlığı; su stresi, su sıkıntısı veya eksikliği ve su krizini içermektedir. Su kıtlığı kavramı fiziksel su kıtlığı ve ekonomik su kıtlığı olarak ikiye ayrılabilir. Fiziksel su kıtlığı, bir bölgenin talebini karşılamada doğal su kaynaklarının yetersiz olmasının bir sonucudur. Ekonomik su kıtlığı ise, yeterli doğal su kaynaklarının kötü bir şekilde yönetilmesi sonucunda oluşmaktadır. Türkiye'de Durum Nasıl? İlkokuldan beri bildiğimiz üzere, ülkemiz çoğu açıdan dünyada az rastlanır nitelikte şahane özelliklere sahip. Bunların başında bir yarımada oluşu geliyor. Yine de, Türkiye üç tarafı denizlerle kaplı bir yarımada olmasına rağmen, SU STRESLİ ülkeler arasında. Türkiye, “yarı kurak” bir bölgede yer almaktadır. Türkiye’ye düşen ortalama yağış miktarı 643 mm ile dünya ortalamasının ne yazık ki oldukça altında.

2015 yılında 1.422 metreküp olarak hesaplanan kişi başına düşen su miktarı, 2017 yılı itibariyle, 1.386 metreküp olarak hesaplanmaktadır. Avrupa'daki ve Dünyadaki diğer ülkeler incelendiğinde, Türkiye, kişi başına kullanılabilir su miktarı açısından su sıkıntısı çeken ülkelerden biri olarak göze çarpıyor. Türkiye'de 2004 ve 2016 seneleri arasında su kullanımında %50 artış gözlenmiştir.

Türkiye’de Belediye Bazlı Kullanım-Mevcudiyet Oranı KMO bir belediyede suyun ne kadar verimli bir şekilde kullanıldığı hakkında bilgi vermektedir.

2004 yılında Türkiye’nin ortalama KMO’su %40,2 olarak hesaplanmıştır ve bu değer kritik %40 değerinin hemen üstündedir.2016 yılı verileri incelendiğinde ise hikâyenin çok değiştiği gözlemlenmektedir. 12 yılda, Türkiye ortalaması %64,9’a yükselmiştir. Göze çarpan bir diğer nokta ise, 2016 yılında 46 belediye KMO’sunun Türkiye ortalamasından yüksek olmasıdır. 2016 yılında sadece 5 belediyenin KMO’su %40 kritik seviyesinin altında bulunmaktadır. Bu belediyeler arasında %25,1 ile Van, %32,2 ile Kilis, %32,8 ile Trabzon, %34,2 ile Batman ve %35,7 ile Mardin bulunmaktadır. SU AYAKİZİ Su ayak izi tatlısu kullanımının bir göstergesidir. Yalnızca üretici veya tüketici olarak kullandığımız suyu değil aynı zamanda dolaylı yollardan tükettiğimiz su kullanımının da toplamıdır. Su ayak izinin yeşil, mavi ve gri olmak üzere 3 bileşeni vardır. Yeşil ve mavi renkler su tüketimini, gri su ise su üzerindeki kirliliği anlatır.Türkiye’de içme ve kullanma amacıyla günlük kişi başına düşen su miktarı 216 lt’dir.

“Su Ayak İzi” kavramı, ilk kez 2002 yılında UNESCO-IHE’de, Arjen Hoekstra tarafından ortaya koyulmuştur. Bir ürünün su ayak izi; ürünün sanal su içeriği veya ürünün saklı, gömülü, harici ya da gölge suyu diye adlandırılan farklı terimlerle benzerlik gösterir.

Su ayak izi yalnızca su hacmini değil, aynı zamanda kullanılan suyun türünü (yeşil, mavi, gri), ne zaman ve nerede kullanıldığını da gösterir. Bu bakımdan bir ürünün su ayak izi, çok boyutlu bir göstergedir.

Mavi Su Ayak İzi, bir malı üretmek için ihtiyaç duyulan yüzey ve yeraltı tatlı su kaynaklarının toplam hacmi için kullanılır ve geleneksel olarak tatlı su denildiğinde akla gelen su kaynaklarıdır.

Yeşil Su Ayak İzi, bir malın üretiminde kullanılan toplam yağmur suyudur.

Gri Su Ayak İzi, kirliliğe yönelik bir göstergedir. Ürün üretiminde yol açtığı tatlı su kirliliğinin derecesini gösteren kavramsal bir rakamdır. • 1 bardak süt (250 ml) için 225 litre su (%85 yeşil, %8 mavi, %7 gri) • 1 kilo tavuk eti için 4325 litre su (%82 yeşil, %7 mavi, %11 gri) • 1 kilo sığır etinin üretimi için 15.415 litre su (%94 yeşil , %4 mavi,%2 gri) • 1 kilo çikolata üretimi için 17.196 litre su (%98 yeşil, %1 mavi, %1 gri) • 1 fincan kahvenin üretilmesi için 130 litre[3] (%96 yeşil, %1 mavi, %3 gri) • 1 pamuklu tişört için (250 gr) 2720 litre (%54 yeşil, %33 mavi, %13 gri) • 1 jean pantolon için (1kg) 10.850 litre (%45 yeşil, %41 mavi, %14 gri) suya ihtiyaç vardır.

SU AYAKİZİ NASIL HESAPLANIR?

https://www.yarininsuyu.com internet sitesine girerek, su ayakizini hesaplayabilirsiniz.

SU AYAKİZİ NASIL AZALTILABİLİR?

Görüldüğü üzere, suyu hayatımızın her alanında farkında olarak ya da olmayarak sıklıkla tüketiyoruz bununla beraber gelecek nesillere sağlıklı ve yeterli su bırakmak için hayatımızda yapacağımız küçük değişiklikler büyük farklar yaratabilir.

  1. Bulaşıklarınızı elde yıkamak yerine bulaşık makinesini tercih edebilirsiniz.

  2. Bulaşıklarınızı makineye yerleştirmeden önce sudan geçirmeyerek güzel bir fark yaratabilirsiniz.

  3. Kıyafet alışverişlerinizi minimize edebilirsiniz.

  4. Duş sürenizi kısaltabilirsiniz.

  5. Arabanızı yıkatma sürenizi yarıya indirebilirsiniz.

  6. Kahve ve çay tüketiminizi azaltabilirsiniz.

  7. Et tüketiminizi azaltabilirsiniz.

  8. İthal ürün kullanımınızı azaltarak yerli ürün markalarına yönelebilirsiniz.

  9. Otobüs kullanmak yerine gideceğiniz yerlere yürümeyi, asansöre binmek yerine merdivenleri çıkmayı tercih edebilirsiniz.

  10. Kullanmadığınız elektronik eşyaların fişini çekebilirsiniz.

  11. Bahçelerinizde yüzey sulama yöntemini değil, damlama yöntemini kullanabilirsiniz. Çiçekleriniz için ise yağmur suyu etkili bir yöntem olabilir.

  12. Atık yağları, atık pilleri ve kullanılmayan ilaçları çöpe değil, özel toplama yerlerine bırakabilirsiniz. Plastik kullanımızı azaltabilirsiniz.


Hep beraber, güzel bir gelecek yaratabiliriz.


Kaynakça: www.sutema.org www.yarininsuyu.com www.tskb.com.tr


50 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör